You are currently browsing the tag archive for the ‘aramak’ tag.

Herkes senin kim olduğunu soruyor. Senin kim-liğin analtilabilir mi? Onların istediği bir isim veya bir fotoğraf. Senin adını henüz koymadık ki! Fotoğrafn da hiç yok. Adını bilen biri var mı acaba gerçekten? Bir erketip olarak kuşaktan kuşağa aktarılagelen bir kavrama yüklemliyorlar seni. Bu seni açıklayabilir mi? O zaman da senin olmadığını iddia ediyorlar. Oysa ki sen Varsın. Yaşanası ve kahrolası bu dünyada gerçekten Varsın. Buna sadece inanmıyor biliyor seziyorum da. Onlar sadece kendi yaşadıkları ya yabancılaşmış ya da geleneksel ilişkilerinden çıkarsıyorlar bunu ve “aranan sen”i kabul edemiyorlar.  Kabul etseler içsel ve dışsal çelişkileri yok edecek bütün kurumlarını.

Sen N. değildin. F. hiç olamazssın. A. değilsin, olamazssın da. D. kendini bile tanımlayamazdı. P. koltuk değeneklerini sevmeye çalışt hep. M. bir sahne sanıyordu dünyayı ve bütün oyunlarda figüranken başrol oyuncusu sanıyordu kendini. Rolleri vardı yalnızca ve hiç kendisi olamadı. Peki sen S. misin?  S. değil miydi yenilen kendi açmazlarına?  Hani o dev ve “bahçesine abruli/ Hanmeli açan ev”. Hani o “minnacık kadın”

Sen bunların-yaşadıklarımın hepisinde eksik olanların toplamından başka biri değilsin.

Nerde olduğunu söyleme sakın.

Bulacağım…

Advertisements