You are currently browsing the tag archive for the ‘bahar’ tag.

Bugűn o zavallı, o çaresiz Cahit Sıtkı’ydım.

Ne doğan gűne hűkműm geçer
Ne haldan anlayan bulunur

Hiçbirşeye hűkműm geçmiyor. Burada Mayıs da bile kar yağdı. Nasıl moralimi bozuyor bu bilemezssin. Paranoyakça varsayımları kendime atfedeceğim korkum olmasa havanın beni kızdırmak için bőyle yaptığını dűşűneceğim.
Zaten sataşacak birilerini arıyorum. Dűn gőglemle kavga ettim. Ağzını burnunu kırdım serserinin. Varoluşumdan beri hep sırtımdan geçinip durdu. Bir gűn de bir işe yarasa bari. Kendine bile yararı yok ki bana olsun. Onca şeyden sonra hala benimle yaşamayı yeğliyor.
Yarın gűneş tpelerin ardındayken konuşup őzűr dileyeceğim. “Kusura bakma gűcűm ancak sana yeti!” diyeceğim. Ne yapayım başkasına çatsam ne olacak ki? Tűkűrsen yağmur sanıyor kimileri. Namussuz- şerefsiz desen adam nerdeyse kendinin onurlandırıldığını sanacak.”Yok abi hala bir Kastelli ya da Horzum olamadık” diyecekler.. Offf çıldıracğım! Olmadığını bildiğim halde Tanrı’ya kűfűr ediyorum bu kez. Eminim eer varolsaydı o da űzerine alınmazdı allah bilir. Ancak şurda birşeyi itiraf etmeliyim. Kűfűr ederken şőyle ya da bőyle rahatlıyorum.
Al işte gőrdűn mű bak? Hava yeniden bozdu. Ortalık iyice karardı. Yağmur mu yağar, kar mı, dolu mu? Bilmiyorum. Bildiğim birşeylerin yağacağı kesin. Yeryűzű bile aptallaştı. Adını bilmediğim ağaçlar çiçek açmışlardı ne gűzel. Dőktűler çiceklerini. Kuşlar őtmeye başlamışlardı sabahlarla bir. Gittiler. Bahara műdehale var resmen ve militarist gűçler sıkıyőnetim uygularız diye gőbek atıyorlar ve ellerini ovuşturuyorlar kőpekbalığı suratlarıyla dillerini iki metre çıkarıp salyalarını silerken.
Bu gidişle yazın geleceği yok. Baharın zamanı geçti. Şurası kesin őnűműz 12 Eylűl’lű sonbahar.

Nefis güneşli bir gün. Bahara uyanıyor tüm hücrelerim. Kendime sığamıyorum. Türümün, yani o ilk iki ayakları üzerine dikilen ata Homo Eractusun körertilmiş iç coşkuları çırpınıyor içimde. Koşmak, atlayıp, zıplamak, küfür etmek geliyor içimden tüm tabulara. Bütün kurumlarına karşı çıkmak tüm zamanların.

Hükümet Konağı’nın önünde yakmalıyım  yangında ilk kurtarılacakları. Peganini’nin iki telli kemanı savurmalı külleri. Dimdik kalmalıyım orada salt kendim olarak; bombalı bir pankart gibi.

Taşımalısın beni.

Sesin olmalıyım…