You are currently browsing the tag archive for the ‘evrim’ tag.

Felaket başım ağrıyor. Sebebini bilmiyorum. Oysa nedensel bir dünyada yaşıyoruz. Bir sebebi olmalı. Çok zedelenmiş bir hücre mi beynimizde? Çok sancılı bir iletişim(sizlik) mi? Bir Apaçi çıksa “Ben Amerika’yım” dese okuna direncini takıp. Christopher Columbus’un kaşif olmadığını söylese. Anam Kürtçe Türk olduğunu söylemese. Ben bütün yoksullara karınları açken Allah’a inanmalarının sebebini sorsam? Mevzuatların anlamını/hesabını sorsam tek tek bütün bakanlara/başbakanlara ve bakmayanlara. Bütün realist, kübist, ekspresyonist, ve modernist, post-modernist ressamlara neden her mavinin diğer maviden farklı olduğunu sorsam.

Ve sana sorsam “neden iki yakamız bir araya gelmiyor?” diye. Neden başımızı sokacak bir küçük evimiz yok? Neden taksitle yaşayıp toptan ölüyor insanlarımız?

Her soru bir cevabı hakkediyor. Ve cevaplar soruları sormanın bir bedeli olarak zehire bandırılıp zorla yutturuluyor insanlara. Soru soranlara hoş gözle bakılmıyor; Halk ajan-provakatör diye bakıyor, devlet terrorist olarak.  Falcılar daha revacta herkeslerden; geleceği satıyorlar. Psikologlar kurulu düzenlere uyumu. Hacı–hocalar? Cenneti pazarlamakatan ellerinde bir şey kaldı mı sahi? Soru soranlar kurda kuşa karşı yapayalnızlar…

Her şeye devlet müdehalesi var. Devletin ulaşamadığı yerlerde mahalle, mahallenin ulaşamadığı yerde para-militer güçler var müdehale edecek. Intiharına bile müdehale var. Özgür iradeleriyle kendi yaşamını dahi sonlandıramıyor insanlar.  Intihar deyip geçme? Intihar en radikal protestodur; bombalı ya da bombasız. Polis-itifaye onun için engellemeye çalışıyor intiharları: Her tür protesto suçtur.

Hiç bir şeye karar bile veremiyoruz artık. Reklamlar neleri satın alacağımızı belirliyorlar. Saatler kaçta işe gidip geleceğimizi. Hayatında doğru dürüst çalışmamış olanlar kaç yaşında emekli olacağımızı belirliyor. Ellerimiz resmi raporlara göre okşuyor çocuğumuzun başını. Beyin ile elin kardeşliğinden söz eden yok. Söz edenler müfradata uymadıkları için toplum dışı ilan edildiler. Beynimiz köreriyor. Oysa az sancı çekmemişti evrim kronolojisinde. Lamarck’ı aklıyoruz. Zavallı biz. Zavallı beynimiz.

Nasıl da başım ağrıyor!

Şu kerpiç duvarlar neden hapishanem? Ben ne diye her şeyin yaşandığı bu tek odada? Bu sesleri hiç tanımıyorum ben. Hiç biri benim değil. Buranın adını söylyorlar. Hiç duymadım daha once böyle bir adı. Öğretmen olduğumu söylüyorlar. Neyi öğreteceğim insanlara? Ne hakla? Ne adına?

Ben ne diye buralardayım? Sen ne diye nerelerdesin?

Sırtımda bir hançer sanki şu baş ağrısı…