You are currently browsing the tag archive for the ‘Homo Eractus’ tag.

Nefis güneşli bir gün. Bahara uyanıyor tüm hücrelerim. Kendime sığamıyorum. Türümün, yani o ilk iki ayakları üzerine dikilen ata Homo Eractusun körertilmiş iç coşkuları çırpınıyor içimde. Koşmak, atlayıp, zıplamak, küfür etmek geliyor içimden tüm tabulara. Bütün kurumlarına karşı çıkmak tüm zamanların.

Hükümet Konağı’nın önünde yakmalıyım  yangında ilk kurtarılacakları. Peganini’nin iki telli kemanı savurmalı külleri. Dimdik kalmalıyım orada salt kendim olarak; bombalı bir pankart gibi.

Taşımalısın beni.

Sesin olmalıyım…